Keloid, ciltte yaralanma sonrası normal iyileşme sürecinden daha fazla kolajen üretimiyle ortaya çıkan, kabarık ve kalın yara izleridir. Doç. Dr. Tuğba Falay Gür, keloid nedenlerini anlamak ve etkili tedavi yöntemleri sunmak konusunda uzmanlaşmıştır.
Keloid Nedir?
Keloid, ciltte bir yaralanma, kesik, ameliyat izi, sivilce ya da piercing gibi cilt hasarları sonrasında oluşan anormal yara iyileşme dokusudur. Normal yara iyileşmesinden farklı olarak keloid, yara sınırlarının ötesine taşan, kabarık, sert, genellikle pembe, kırmızı veya koyu renkli bir doku şeklinde ortaya çıkar. Keloidler genellikle estetik açıdan rahatsız edici olup kaşıntı, hassasiyet ve zaman zaman ağrıya da neden olabilir. Vücudun özellikle göğüs, omuz, sırt, kulak ve çene gibi bölgelerinde daha sık görülür.
Bu durum iyi huylu olmasına rağmen, bazı kişilerde tekrar edici olabilir ve tedaviye direnç gösterebilir. Genetik yatkınlık, cilt tipi ve yaş gibi faktörler, keloid oluşumunu etkileyebilir. Esmer tenli bireylerde ve 10-30 yaş arası genç erişkinlerde daha sık görülmektedir. Keloid, estetik sorunlara neden olmasının yanı sıra kişinin özgüvenini de etkileyebilir.
Keloid Nasıl Oluşur?
Keloid, ciltteki bir hasarın ardından aşırı miktarda kolajen üretimi sonucu ortaya çıkar. Normal yara iyileşmesi sürecinde kolajen, doku onarımı için gerekli miktarda üretilirken; keloid oluşumunda bu üretim kontrolsüz bir şekilde artar ve ciltte normalin çok üzerinde bir fibrotik doku gelişir. Bu doku, yaranın dışına taşarak cilt yüzeyinde kalın, sert ve kabarık bir alan haline gelir.
Keloid oluşumunu tetikleyen durumlar arasında cerrahi kesiler, akne izleri, yanıklar, dövmeler, aşı yerleri, kulak delme ve küçük kesikler yer alır. Ancak her yara keloid oluşturmaz; bu durum genellikle genetik yatkınlığı olan bireylerde görülür. Ayrıca vücudun belirli bölgeleri (özellikle göğüs, omuz ve kulak arkası) keloid oluşumuna daha yatkındır.
Keloid ile Normal Yara İzi Arasındaki Fark Nedir?
Keloid ile normal yara izi (skarl) arasında en belirgin fark, iyileşme sürecinde kolajen üretiminin miktarı ve yaranın sınırlarını aşma durumudur. Normal yara izi genellikle düz, cilt renginde veya hafif soluk renkte olur ve zamanla solar. Yara sınırları içerisinde kalır ve genellikle kaşıntı ya da ağrıya neden olmaz.
Keloid ise, yaranın dışına taşan, cilt yüzeyinden belirgin şekilde kabarık, kırmızı, mor ya da koyu renkli olabilir. Zamanla büyüyebilir, kalınlaşabilir ve sıklıkla kaşıntı, hassasiyet veya ağrı gibi şikâyetlere neden olur. Ayrıca keloid, tedaviye dirençli olabilir ve cerrahi olarak çıkarılsa bile tekrar etme riski oldukça yüksektir. Bu yönleriyle keloid, klasik yara izinden hem görsel hem de klinik olarak net şekilde ayrılır.
Kimlerde Keloid Oluşma Riski Daha Yüksektir?
Keloid oluşumu, genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bazı bireyler yara iyileşmesine karşı daha fazla doku üretme eğilimindedir ve bu da keloid gelişimine neden olabilir. Özellikle aile öyküsü olan kişilerde keloid riski daha yüksektir. Bu durum, keloidin kalıtsal bir özellik taşıyabileceğini gösterir.
Koyu tenli bireylerde, yani özellikle Afrika, Asya ve Orta Doğu kökenli kişilerde, açık tenlilere göre keloid oluşma olasılığı daha fazladır. Ayrıca ergenlik ve 30 yaş altı genç erişkinler, hormonal değişimlerin etkisiyle daha yüksek risk grubundadır. Keloid geçmişi olan bireylerde tekrar bir cilt yaralanması (örneğin ameliyat, dövme, piercing) yapıldığında yeni bir keloid oluşma ihtimali oldukça yüksektir.
Keloid Hangi Bölgelerde Daha Sık Görülür?
Keloid, vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilse de bazı bölgeler bu doku tipine daha yatkındır. Özellikle cildin gerginliğe, sürtünmeye veya travmaya açık olduğu alanlar keloid oluşumu açısından risk taşır. En sık görülen bölgeler şunlardır:
- Göğüs ve üst sırt
- Omuzlar
- Kulak arkası ve kulak memesi (piercing sonrası)
- Çene ve boyun altı
- Sırt üstü
- Karın (özellikle sezaryen sonrası)
Bu bölgelerdeki cilt yapısı ve hareketlilik, yaranın iyileşme sürecini etkileyerek keloid riskini artırabilir. Ayrıca ameliyat sonrası kesiler, yanık izleri, sivilce sonrası yara izleri ve aşı yerleri gibi travmalar da bu bölgelerde keloid gelişimini tetikleyebilir.
Keloid Belirtileri Nelerdir?
Keloid belirtileri genellikle yaranın kapanmasından birkaç hafta sonra ortaya çıkar ve zamanla belirginleşir. İlk başta küçük ve yumuşak olan doku, zamanla büyüyerek sertleşir ve cilt yüzeyinden kabarık hale gelir. Renk genellikle pembemsi, kırmızı veya koyu kahverengiye dönebilir.
Belirtiler:
- Yaranın dışına taşan, kabarık ve kalınlaşmış doku
- Sert, lastik benzeri yapı
- Ciltte kaşıntı veya yanma hissi
- Bazen ağrı veya hassasiyet
- Estetik olarak belirgin ve rahatsız edici görünüm
- Zamanla büyüme eğilimi (yara iyileştikten aylar sonra bile gelişebilir)
Keloidler zamanla büyüyebilir ve hem fiziksel hem de psikolojik rahatsızlığa neden olabilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi, hem semptomların kontrolü hem de estetik sonuç açısından önemlidir.
Keloid Nasıl Teşhis Edilir?
Keloid teşhisi genellikle dermatolog tarafından fiziksel muayene ile konulur. Hastanın yara öyküsü, yaranın iyileşme süreci ve oluşan izlerin görünümü teşhiste önemli ipuçları verir. Keloid; kabarık, sert, kırmızımsı ya da koyu renkli, yaranın dışına taşan yapısıyla tipik bir görünüme sahiptir ve bu yönüyle normal yara izinden kolayca ayırt edilir.
Çoğu durumda ekstra bir teste gerek kalmaz. Ancak keloid, hipertrofik skar ya da diğer cilt tümörleriyle karıştırılabilecek durumdaysa, kesin tanı için nadiren de olsa cilt biyopsisi yapılabilir. Bu sayede anormal hücre çoğalması olup olmadığı değerlendirilir. Erken tanı, özellikle tedavi planlaması ve izlerin kontrol altına alınması açısından büyük önem taşır.
Keloid Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Keloid tedavisi zorlayıcı olabilir çünkü her hastada aynı yöntem aynı başarıyı sağlamayabilir ve keloidlerin tekrar etme riski yüksektir. Bu nedenle tedavi genellikle çok yönlü (kombine) bir yaklaşımla planlanır. Tedavi, estetik kaygılar, kaşıntı, ağrı veya fonksiyonel bozukluk gibi şikâyetlere göre şekillenir.
Başlıca tedavi yöntemleri:
- Kortikosteroid enjeksiyonları: Keloid içine enjekte edilen kortizon, iltihaplanmayı ve doku üretimini azaltarak lezyonun küçülmesini sağlar.
- Silikon jeller ve silikon tabakalar: Keloid üzerine uygulanarak zamanla yumuşama ve düzleşme sağlar.
- Basınç tedavisi: Özellikle kulak keloidlerinde, özel basınç küpeleri veya pansumanlarla uygulanır.
- Kriyoterapi (donma tedavisi): Küçük keloidlerin dondurularak yok edilmesini sağlar.
- Lazer tedavileri: Hem renk açıcı hem de doku düzleştirici etki sunar.
- Cerrahi müdahale: Özellikle büyük keloidlerde tercih edilir, ancak tek başına uygulandığında tekrar riski yüksektir.
- Işın tedavisi (radyoterapi): Cerrahi sonrası tekrar riskini azaltmak amacıyla düşük doz uygulanabilir.
Tedavi sonrası düzenli takip gereklidir çünkü keloidler zaman içinde yeniden oluşma eğilimindedir. Bu yüzden tek bir yöntem yerine kombine ve kişiye özel yaklaşımlar daha başarılı sonuçlar verir.
Lazerle Keloid Tedavisi Etkili mi?
Lazer tedavisi, keloidlerin görünümünü azaltmak ve lezyonları yumuşatmak amacıyla sıklıkla tercih edilen destekleyici bir yöntemdir. Özellikle fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazer ve pulsed dye lazer (PDL) gibi lazer türleri, keloidlerin rengini açmak, kabarıklığını azaltmak ve cilt dokusunu iyileştirmek için kullanılır.
Tek başına lazer tedavisi keloidi tamamen yok etmese de, kortizon enjeksiyonu ya da silikon uygulamaları ile birlikte kullanıldığında tedavi başarısı artar. Özellikle kaşıntı, kızarıklık ve estetik şikâyetlerde etkili bir rahatlama sağlar. Ancak lazerin etkisi kişiden kişiye değişebilir ve genellikle birden fazla seans gerekebilir.
Keloid Ameliyatla Alınır mı?
Evet, keloid cerrahi olarak çıkarılabilir ancak bu yöntem dikkatle planlanmalıdır çünkü tek başına uygulandığında keloid tekrar etme riski oldukça yüksektir. Hatta bazı durumlarda cerrahi sonrası yeni keloid, eskisinden daha büyük olabilir. Bu yüzden cerrahi genellikle diğer tedavilerle kombine edilerek yapılır.
Cerrahi müdahaleden sonra tekrarı önlemek için:
- Kortikosteroid enjeksiyonu
- Radyoterapi (düşük doz)
- Silikon tabakalar
- Basınç tedavisi
…gibi ek yöntemler tedaviye dâhil edilir. Ameliyat, genellikle büyük, baskı yapan ya da kozmetik olarak ciddi rahatsızlık veren keloidler için önerilir. Müdahale öncesi ve sonrası mutlaka dermatoloji uzmanı gözetiminde takip gereklidir.
Keloid Tekrarlar mı?
Evet, keloid tedavi edildikten sonra tekrar etme riski oldukça yüksektir. Bu durum, keloidin en belirgin ve tedavi açısından en zorlayıcı özelliklerinden biridir. Özellikle cerrahi olarak çıkarılan keloidlerde, uygun önleyici tedbirler alınmazsa aynı bölgede yeniden oluşma olasılığı yüksektir. Tekrar eden keloidler genellikle daha sert, daha büyük ve tedaviye karşı daha dirençli olabilir.
Tekrarlama riskini azaltmak için, cerrahi sonrası kortikosteroid enjeksiyonları, silikon uygulamaları, basınç tedavisi ve bazı durumlarda düşük doz radyoterapi gibi destek tedavileriyle birlikte, yara bölgesinin titizlikle korunması gerekir. Keloid öyküsü olan bireylerin gelecekteki cilt müdahalelerinde (piercing, dövme, ameliyat vs.) dikkatli olması ve önleyici tedbirleri önceden planlaması önemlidir.
Keloid Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Keloid tedavisi uzun süreli ve sabır gerektiren bir süreçtir. Tek bir yöntem çoğu zaman yeterli olmadığı için kombine tedavi yaklaşımları tercih edilir. Başarı şansını artırmak ve tekrar riskini azaltmak için bazı önemli noktalara dikkat edilmelidir:
- Tedaviye erken başlanmalı: Keloid büyümeden müdahale edilmesi daha etkili sonuçlar verir.
- Tek yöntemle yetinilmemeli: Cerrahi sonrası ek tedaviler mutlaka planlanmalıdır.
- Tedavi sonrası bakım sürdürülmeli: Silikon ürünlerin ve baskı uygulamalarının düzenli kullanımı tedavinin devamıdır.
- Yara bölgesi travmadan korunmalı: Kaşıma, sıkma, güneşe maruz bırakma gibi müdahalelerden kaçınılmalıdır.
- Cilt tipi ve öykü dikkate alınmalı: Esmer tenli ve keloid geçmişi olan kişilerde önleyici yaklaşım şarttır.
- Düzenli takip yapılmalı: Keloidin durumu kontrol edilmeli, gerekirse tedavi yeniden planlanmalıdır.
Tedavi süreci mutlaka dermatolog veya plastik cerrahi uzmanı tarafından yönetilmeli ve kişiye özel planlama yapılmalıdır.
Keloid (Yara İzi) Tedavisi Fiyatları 2026
2026 yılında keloid tedavisi fiyatları; uygulanan yöntem türüne, seans sayısına, keloidin boyutuna, bölgesine ve işlemi yapan kliniğin donanımına göre farklılık göstermektedir. Tedavi çoğu zaman tek seansla tamamlanmaz; kortizon enjeksiyonları, lazer uygulamaları, silikon tedavileri, hatta bazı durumlarda cerrahi girişimler ile kombine şekilde yürütülür.
Bu çok yönlü yaklaşım nedeniyle, her hasta için farklı maliyet aralıkları oluşur. Uygulanan kliniğin uzmanlığı, kullanılan cihaz ve ilaçların kalitesi gibi faktörler de fiyatı etkiler. Keloid tedavisinde tekrarlama riskine karşı uzun vadeli planlama yapıldığından, toplam maliyet genellikle bir süreç boyunca belirlenir. Siz de cilt yapınıza uygun, etkili ve güvenli bir çözüm arıyorsanız, keloid (yara izi) tedavisi fiyatları hakkında detaylı bilgi almak için hemen bize ulaşın.
Sık Sorulan Sorular
Keloid kendiliğinden geçer mi?
Hayır, keloid kendiliğinden geçmez. Aksine zamanla büyüyebilir ve daha belirgin hale gelebilir. Tedavi edilmediğinde hem estetik açıdan rahatsızlık verir hem de kaşıntı, ağrı gibi semptomlara neden olabilir. Bu nedenle profesyonel müdahale gerektirir.
Keloid kaşınırsa ne yapılmalı?
Keloidlerde kaşıntı sık görülen bir şikâyettir. Kaşımaktan kaçınılmalı ve bölgeye zarar verilmemelidir. Kaşıntıyı azaltmak için kortikosteroid krem, antihistaminik ilaçlar ya da doktorun önerdiği lokal tedaviler uygulanabilir.
Keloid neden sürekli büyür?
Keloidler, cildin yara iyileşme sürecinde fazla kolajen üretmesi sonucu oluşur. Bu üretim süreci kontrolsüz bir şekilde devam ettiği için keloid yara sınırlarının dışına taşarak zamanla büyür. Travma, sürtünme ya da enfeksiyon da bu büyümeyi hızlandırabilir.
Keloid tedavisi ağrılı mı?
Uygulanan yönteme göre değişmekle birlikte, çoğu keloid tedavisi minimal düzeyde rahatsızlık verir. Kortizon enjeksiyonlarında hafif batma hissi olabilir. Lazer veya cerrahi işlemler lokal anestezi altında yapılır ve sonrasında geçici hassasiyet görülebilir.
Keloid izleri tamamen yok edilebilir mi?
Tamamen yok etmek zor olsa da, keloidlerin görünümü belirgin şekilde azaltılabilir. Doğru yöntemlerle keloid yumuşatılabilir, rengi açılabilir ve kabarıklığı düzleştirilebilir. Tam başarı için genellikle kombine ve uzun süreli tedavi gerekir.
Hangi cilt tiplerinde keloid daha sık görülür?
Keloid oluşumu, koyu tenli bireylerde (Fitzpatrick cilt tipi IV-VI) daha yaygındır. Esmer ten, Asyalı, Afrikalı veya Orta Doğulu bireylerde keloid gelişme riski daha fazladır. Ayrıca genetik yatkınlığı olan kişiler de risk altındadır.
Keloid için en etkili tedavi hangisi?
En etkili tedavi, kişinin keloid tipine, boyutuna ve yerine göre belirlenir. Genellikle kortizon enjeksiyonları, silikon jeller, lazer tedavisi ve gerekirse cerrahi kombinasyonu en başarılı sonuçları verir. Tek bir yöntemden çok, kombine tedavi yaklaşımı önerilir.
Keloid tekrarlamaması için ne yapılmalı?
Keloid oluşumu sonrası tekrar riskini azaltmak için; cerrahi sonrası basınç tedavisi, silikon tabaka kullanımı, kortizon enjeksiyonu gibi önlemler alınmalıdır. Ayrıca ciltte yeni travmalardan kaçınmak, piercing, dövme gibi uygulamalardan uzak durmak önemlidir.
Keloid ile hipertrofik skar farkı nedir?
Keloid, yara sınırlarını aşarak etrafa yayılırken; hipertrofik skar, yaranın sınırları içinde kalır. Hipertrofik skarlar genellikle zamanla kendiliğinden düzleşebilirken, keloidler tedavi olmadan iyileşmez ve büyüme eğilimi gösterir. Görünüm, yayılım ve tedaviye yanıt açısından önemli farklılıklar taşırlar.
Randevu ve İletişim
Keloid (yara izi) hakkında daha fazla bilgi almak ve uzman görüşü için iletişim bilgilerimiz üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Sağlıklı ve estetik bir cilt için Doç. Dr. Tuğba Falay Gür’ün uzmanlığından faydalanın.
